Ayasofya Camii

Ayasofya Camii Resimleri
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)

Ayasofya Camii

Birkaç yüzyıl, dünyanın en büyük kilisesi olma özelliğini taşıyan Ayasofya, kilise olarak inşâ edilmiş olan bugün Londra’daki St. Paul’s, Roma’daki St. Peter’s ve Milan’daki Doumo’nun ardından dünyanın dördüncü büyük eski yapısıdır. Büyük Osmanlı mimarı Mimar Sinan’ın, hayatını Ayasofya’nın teknik başarılarını geçmeye adadığı söylenmektedir.Ayasofya’nın bulunduğu yerde daha önce de aynı adı taşıyan
iki kilise yapılmış, ancak bunlar yangın nedeniyle yok olmuşlardır. İmparator
İustinianos, Roma İmparatorluğunu’nun eski siyasal bütünlüğünü sağlamaya
çalışırken, bu iddialı planlarına uygun şekilde, görülmemiş büyüklükte bir
kilise yaptırmaya girişti. Matematikçi Tralles’li Anthemius ve geometri bilgini
Miletus’lu İsidoros’u kilisenin mimarı olarak görevlendirdi. Tamamlandıktan kısa
süre sonra bir kısmı depremde çöken kilise, destek duvarları ve onarımlarla eski
haline getirildi.

Bir Bizans efsanesine göre, İustinianos ayindeyken elinden
kutsal ekmeği düşürür ve eğilip alana kadar, bir arı ekmeği alıp uçurur. Bunun
üzerine, bütün arı sahiplerinin kovanlarda bu ekmeği aramalarını talimatı
verilir. Birkaç gün sonrasın da bir arıcı, elinde diğer peteklere hiç benzemeyen
bir petekle çıkar gelir ve bu petek, Ayasofya’nın planı olur. Ermeni
edebiyatında, Ermeni mimar ve ustaların emeğinin geçtiğine dair bilgiler vardır.

Görünümü ve boyutları insanda hayret uyandıran Ayasofya’nın
yapımı süresince, imparatorluğun dört bir yanından eserler getirtildi ve
inşasında 100 ustanın emrinde, 10.000 işçi çalıştı.

Binanın dış görünüşünden çok, içinin etkileyiciliğine önem
verilmiştir. Yüz ölçümü 7570 metrekare olan müzenin uzunluğu 100 metreyi geçer.
Bizans tarihinde Ayasofya’nın çok önemli bir yeri vardır; imparatorların taç
giyme törenleri, zafer kutlamaları hep bu dikkate değer yapıda gerçekleşmiştir.

Bizans döneminde yaşanan önemli bir olay da ikonoklastik
dönemde, tüm kutsal resimlerin kiliseden silinmesidir. 1204′te, Dördüncü Haçlı
Seferleri sırasında da büyük bir yağmaya sahne olmuştur.

O zamanki insanların yaptığı bu etkileyici yapı, Müslüman
Türkler tarafından da en görkemli ibadethane olarak benimsendi. Mimar Sinan,
restorasyonunun yapılmasıyla görevlendirildi. Minare, mihrap, minber gibi İslami
elementler eklenerek camiye çevrildi. Allâh, Muhammed, Ebubekir, Ömer, Osman,
Ali, Hasan ve Hüseyin levhaları asıldı. Resimlerin ve mozaiklerin üzerine
çekilen badana koruyucu işlev gördü. 916 yıl boyunca kilise olarak kullanılan
Ayasofya, 481 yıl boyunca da cami olarak kullanıldı ve 1935 yılında, bazı
Müslümanların cami ve Ortodoksların kilise olarak kullanılmasını isemelerine
rağmen, Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle müzeye çevrildi.

Ayasofya’daki mozaiklerin çoğu ikonoklastik dönemden sonra
yapılanlardır. Batı kanadındaki eski girişten, imparator ve ailesi için yapılan
büyük ve güzel kapıdan girildiğinde karşılaşılan mozaikte; iki imparator
Konstantinos ve İustinianos’un, kucağında İsa’yı tutan Meryem’e, İstanbul
surlarını ve Ayasofya’yı armağan ettikleri resmedilmiştir.

Sütunlar dünyanın farklı yerlerinden toplanıp, buraya
getirilmiştir. Efes’teki Artemis Tapınağı’ndan, Heliopolis’teki Güneş
Tapınağı’ndan, Baalbek’ten… Sütun başlıkları büyük bir ustalıkla oyulmuştur.
Apsiste, (kendi inanışlarına göre) kucağında çocuk İsa ile Meryem ve yine
apsiste ünlü Cebrail mozaiği vardır. Kuzey duvarındaki nişlerde üç Hıristiyan
aziz, İgnatios, Hrisostomos ve İgnatios Teoforos, kubbenin pandantiflerinde ise
melekler resmedilmiştir. Bir başka ilgi çekici bölüm de Ortodoks kiliselerinde
gynaeceum denilen, yukarıda yapılan kadınlar kısmıdır. İmparatoriçenin,
imparator ailesinden kadınların, sıradan kadınların ve sinodların bölmelerinin
bulunduğu bu galeriden, kuşbaşı kilisenin içi görülmektedir.

Türkler Ayasofya’ya çok değer vermişler, pek çok padişah,
şehzade ve hanım sultan türbesini caminin bahçesinde yapmışlardır. Ayasofya’yla
ilişkisi olan herkesin, Bizanslılar, Latinler, Ermeniler ve Türkler’in katkıda
bulunduğu bir folklorik nitelikte, efsanelerin oluşturduğu edebiyat vardır.

Kökeni Bizans olan kendilerince ortaya atılan bir efsaneye
göre, savaşı kazanan Türkler Ayasofya’ya geldiğinde patrik dua etmekteymiş ve
güneyde Ayasofya kitaplığı önünde bir kapıyı çekip ortadan kaybolmuş. Bu kapı
bir daha açılmamış. Ancak kubbenin üzerine yeniden haç konduğunda açılacak ve o
anda patrik geri gelip duasını tamamlayacakmış.

Farklı imparatorluklarda ayakta kalan, farklı milletler
tarafından benimsenen ve farklı kültürlere esin kaynağı olan Ayasofya, Pazartesi
dışında hergün 9.30 – 16.30 arasında gezilebilir.

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)

Bir önceki Sümela Manastırı Trabzon başlıklı konumuzda Alanya otelleri, Ankara otelleri ve Antalya otelleri hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

One Response to Ayasofya Camii

  1. Hasan Tokat diyor ki:

    ülkemiz osmanlı tarihinden kalma bir çok camilerle dolu turistler geziyorlar ama neyin ne olduğnu pek bilemiyorlar sonunda devletin görevlendirdiği hem camilerle ilgili bilgili hemde yabancı dil bilen personel alınmasına karar verdi bana göre geç alınmış bir karar ama bunada şükür diyelim

    VA:F [1.9.22_1171]
    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
    VA:F [1.9.22_1171]
    Rating: 0 (from 0 votes)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>